
5 Şubat sabah 10’da Dünya Uygur Kurultayı Vakfı ile Etimesgut Müftülüğü 5 Şubat 1997’de Doğu Türkistan’ın Gulca şehrinde yaşanan katliamın 29’uncu yıl dönümünde barışçıl yolla hak arayan gençlerin üzerine polisin rastgele açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden masum insanların anılması için bir panel düzenledi.

Ankara Elvankent Diyanet Gençlik Merkezinde düzenlenen toplantıda Dünya Uygur Kurultayı Vakfı Başkanı Prof. Dr. Erkin Emet “5 Şubat Gulca Katliamının Gerçek Yüzü” konusunda, Araştırmacı Gazeteci Mirkamil Kaşgarlı “Doğu Türkistan’da İslami Hayat” konusunda konuşma yaptı. Onlar konuşmalarında, Gulca’da yaşanan katliamı hatırlama ve kendi kültürlerini, dilini, dinini korumak için mücadele veren Uygurlara destek olma çağrısı yaptı.

Diyanet Vakfı Gençlik Merkezi Başkanı Hacer Ay hanımın sunuculuğunu yaptığı toplantının Açılış konuşmasını Ankara Etimesgut İlçesi Müftüsü Kamil Oktay yaptı. O, kendisinin öğrenci yıllarından beri Doğu Türkistan halkının maruz kaldığı zulümden haberdar olduğunu, her zaman Doğu Türkistan’ın özgürlüğü için duacı olduğunu, 5 Şubat Gulca katliamında şehit olanları rahmet ile yad edeceğini, yakınlarını sabır diledi. Konuşmasının sonunda toplantının iyi geçmesini diledi.
Prof. Dr. Erkin Emet, konuşmasında, 5 Şubat Gulca olayının Doğu Türkistan Sorununun Uluslararası Platforma taşınmasında katkısının büyük olduğunu vurgulayarak şöyle belirtti. Emet, “Gulca katliamına, Doğu Türkistan davasının uluslararası platforma taşındığı bir milat diyebiliriz. Çünkü ‘Gulca Katliamı’ndan sonra Doğu Türkistan meselesi Uluslararası Af Örgütü, Asya’daki İnsan Haklarını İzleme teşkilatı gibi uluslararası sivil toplum örgütlerinin dikkatini çekmeye başladı. Özellikle Uluslararası Af Örgütü bu güne dek Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerini anlatan en kapsamlı 6 tane rapor yayınladı. ABD, senelik insan hakları raporunda Uygur meselesine geniş bir şekilde yer vermeye başladı.

1997’de Gulca katliamı olduktan sonra Çin bölgeyi dışarıya kapatarak, izole ederek, bölgedeki olanları dünyaya sızdırmayarak -bu günde bu geçerli Doğu Türkistan’a yabancı medya kuruluşlarının girmesi tamamen yasak, o zamanda da yasaktı- gizlemeye çalıştı. O zamana kadar Türkiye’ye ve Dünyaya Doğu Türkistan işgal edildiği zaman Doğu Türkistan liderlerinden İsa Yusuf Alptekin, Muhammed Emin Buğra’lar ömrünün sonuna kadar Doğu Türkistan’da olan bitenleri anlatmıştır. Fakat görüntülü belgelerin ortaya çıkması Gulca katliamıyla oldu.
1997’deki Gulca katliamını bir yabancı gazeteci tesadüf olarak çekiyor, kameraya alıyor. Bişkek’e gidiyor. Bişkek’te merhum liderimiz İsa Yusuf Alptekin’in oğlu Türk Hava Yolları’nın Bişkek’teki Ofis Şefi İlgar Alptekin Beyle bir otel lobisinde buluşuyor. Gazeteci Gulca’daki olayları anlatıyor. “Çinliler Uygurlara gerçek mermilerle ateş açtı. Görüntü var bende” diyor. Onlara “Almak ister misiniz”? diyor. İlgar Alptekin de “Bir iş adamının evine gidelim, görelim, gerçekse alayım.” diyor. Kaseti seyrettikten sonra alıyor. Kaseti Türkiye’de özel bir televizyon kanalında yayınlatıyor. Bu olaydan sonra hem Türkiye’de hem dünyada Doğu Türkistan’da olan bitenlere olan ilgi ciddi bir şekilde arttı. Yıllarca gözden uzak katliama uğrayan bu toplumun yaşadıkları ilk defa canlı canlı bu görüntü ile Türkiye üzerinden dünyaya yayıldı. Bugün Doğu Türkistan meselesi dünya gündemine geldiyse Gulca Katliamı’nın bu olaydaki etkisi çok büyüktür.” Şeklinde belirtti.
Son olarak araştırmacı gazeteci Mirkamil Kaşgarlı, “bugün Doğu Türkistan’da yaşananlar, 21. yüzyılın en sistematik soykırımıdır. Çin, bölgeyi bir “Dijital Panoptikon”a dönüştürdü. Nedir bu? Bu, insanın attığı her adımın, aldığı her nefesin takip edildiği bir sistemdir. “IJOP” denilen entegre veri platformuyla; telefonunuzdaki bir ayet, evinizdeki fazladan bir ekmek, kapınızın arka kapıdan kilitlenmesi bile sizin ‘radikal’ olduğunuzun kanıtı sayılarak kampa atılma sebebiniz oluyor. Sokaklarda her 50 metrede bir bulunan yüz tanıma kameraları, DNA örneklerinin zorla toplanması ve biyometrik verilerin fişlenmesi… Bu, Hitler’in hayal bile edemeyeceği bir teknolojik köleliktir. Milyonlarca genç kardeşiniz, tıpkı sizin gibi hayalleri olan insanlar, bugün toplama kamplarında “beyin yıkama” seanslarına tabi tutuluyor. Çin, “Kardeş Aile” projesiyle, mahremiyetin kalesi olan evlerimize Çinli memurları yerleştiriyor. Düşünebiliyor musunuz? Babanız kampta, ağabeyiniz hapiste ve evinizin içine Çinli bir yabancı erkek ‘kardeş’ adı altında yerleştiriliyor. Bu, bir milletin namusuna, haysiyetine ve aile yapısına yapılan tarihin en aşağılık saldırısıdır. Çocuklarımız ‘Melekler Yuvası’ adı altındaki kamplarda, dillerinden ve dinlerinden koparılarak birer mankurt olarak yetiştiriliyor.” Şeklinde belirtti.
Son olarak Emet, “Doğu Türkistan’da bunlar yaşanırken, Çin’in Doğu Türkistan’daki politikalarını 10 ülke soykırım olarak tanımışlardır, birçok ülke sessizliğini sürdürmektedir. Özellikle, İslam dünyası sessizce izlemektedir. Doğu Türkistanlılar olarak, Çin yönetimine 5 Şubat 1997 Gulca Katliamında ve diğer olaylarda şehit edilen Doğu Türkistanlıların hesabını mutlaka bir gün soracağız. Ayrıca, Doğu Türkistan’daki en az 3 milyondan fazla Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Türk ve Müslüman Doğu Türkistanlıların bulunduğu Toplama Kamplarının derhal kapatılması, Doğu Türkistan’daki Çin soykırımın hemen durdurulması için Türkiye Devletinin ve milletinin harekete geçerek, Doğu Türkistanlılara sahip çıkmasını istiyoruz.” şeklinde belirtti.

Toplantıya lise öğretmen ve öğrencileri, müftülük çalışanları ve halktan olup 250 civarında kişi katıldı. Sonunda Ankara Etimesgut İlçe Müftüsü Kamil Oktay konuşmacılara plakat taktim etti.