
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, dünya genelinde kadınların hak, özgürlük ve onur mücadelesinin sembolü olan önemli bir gündür. Bu gün, kadınların toplumsal hayattaki eşitlik mücadelesini, emeklerini ve insanlık için üstlendikleri hayati rolleri hatırlatırken; aynı zamanda dünyanın farklı coğrafyalarında hâlâ zulüm, ayrımcılık ve sistematik baskı altında yaşayan kadınların sesini duyurma sorumluluğunu da bizlere yüklemektedir.
Bugün ne yazık ki Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur kadınları, modern çağın en ağır insan hakları ihlallerinden bazılarına maruz kalmaktadır. Çin yönetimi tarafından yürütülen sistematik baskı ve asimilasyon politikaları, özellikle Uygur kadınlarını hedef almakta ve onların hem bireysel hem de toplumsal varlığını tehdit etmektedir.
Son yıllarda ortaya çıkan sayısız tanıklık, araştırma ve uluslararası rapor; Uygur kadınlarının toplama kamplarında keyfi şekilde alıkonulduğunu, işkenceye maruz bırakıldığını ve insanlık dışı muamelelere uğradığını ortaya koymaktadır. Bu politikalar kapsamında:
Uygur kadınları zorla çalıştırma programlarına sevk edilmekte ve ağır çalışma koşullarına maruz bırakılmaktadır.
Kadınların doğurganlık hakları ihlal edilerek zorla kısırlaştırma ve doğum kontrol politikaları uygulanmaktadır.
Aile yapısı sistematik biçimde parçalanmakta, binlerce çocuk annelerinden koparılarak devlet yatılı okullarına yerleştirilmektedir.
Bu çocuklar kendi ana dillerinden, kültürlerinden ve kimliklerinden uzaklaştırılarak Çin devlet ideolojisi doğrultusunda yetiştirilmektedir.
Bu uygulamalar yalnızca bireysel hak ihlalleri değil, aynı zamanda bir halkın kültürel ve demografik varlığını hedef alan sistematik bir politikadır.
Öte yandan Çin yönetimi, uluslararası kamuoyunu yanıltmak amacıyla bazı Uygur kadınlarını propaganda aracı olarak kullanmakta; baskı ve asimilasyon politikalarını meşrulaştırmaya yönelik sahte anlatılar üretmektedir. Bu durum, mağdur kadınların gerçek sesinin duyulmasını zorlaştırmakta ve uluslararası toplumun dikkatini dağıtmayı hedeflemektedir.
Bu bağlamda uluslararası toplumun daha güçlü ve somut adımlar atması artık bir zorunluluk haline gelmiştir.
Birleşmiş Milletler’e çağrımızdır:
Doğu Türkistan’daki kadınlara yönelik insan hakları ihlallerinin bağımsız uluslararası soruşturma mekanizmalarıyla araştırılması,
Zorla çalıştırma ve zorla kısırlaştırma uygulamalarının insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmesi,
Mağdur kadınların korunmasına yönelik uluslararası mekanizmaların güçlendirilmesi.
Avrupa Birliği’ne çağrımızdır:
Zorla çalıştırma ile bağlantılı tedarik zincirlerine yönelik yaptırımların güçlendirilmesi,
İnsan hakları ihlallerinde sorumluluğu bulunan kişi ve kurumlara yönelik hedefli yaptırımların genişletilmesi,
Uygur kadınlarının tanıklıklarının uluslararası platformlarda duyurulmasına destek verilmesi.
İslam dünyasına ve Türk dünyasına çağrımızdır:
Doğu Türkistan’daki Uygur kadınlarının maruz kaldığı zulmün uluslararası platformlarda daha güçlü biçimde gündeme getirilmesi,
İnsani diplomasi, hukuki girişimler ve sivil toplum dayanışmasının artırılması,
Uygur kimliğinin, dilinin ve kültürünün korunmasına yönelik uluslararası destek mekanizmalarının oluşturulması.
Ayrıca Uygur diasporasında yaşayan kadınların dayanışmasının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Diaspora kadınları; hakikatleri anlatma, kültürel kimliği koruma ve yeni nesilleri bilinçlendirme konusunda kritik bir rol üstlenmektedir. Bu nedenle:
Diaspora kadın ağlarının güçlendirilmesi,
Uygur kadınlarının uluslararası insan hakları platformlarında daha görünür hale getirilmesi,
Çin’in propaganda faaliyetlerine karşı bilinçlendirme ve dayanışma mekanizmalarının geliştirilmesi gerekmektedir.
Uygur kadınları yalnızca bir halkın anneleri değil; aynı zamanda bir kültürün, bir dilin ve bir medeniyetin taşıyıcılarıdır. Onların maruz kaldığı baskı, yalnızca bireylere yönelik değil; bir halkın geleceğine yönelmiş sistematik bir saldırıdır.
Bu nedenle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle uluslararası toplumu, hükümetleri, sivil toplum kuruluşlarını ve vicdan sahibi herkesi Doğu Türkistanlı Uygur kadınlarının yanında durmaya ve bu adaletsizliğe karşı daha güçlü bir dayanışma göstermeye davet ediyoruz.
Uygur kadınlarının onuru, özgürlüğü ve hakları için verilen mücadele; insanlık onurunun ortak mücadelesidir.
Dünya Uygur Kurultayı Vakfı
