
Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği’nin TİKA, YTB, Türk Devletler Teşkilatı, Türksoy, Türk Dünyası Belediyeler Birliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Ümraniye Belediyesi, Pendik Belediyesi katkıları, Alternatif Araştırmalar Merkezi ve Post Yayın iş birliği ile Marmara Üniversitesi SBF ev sahipliğinde gerçekleştirdiği “3. Uluslararası Türk Dünyası Stratejik Araştırmalar Kongresi” 17 ülkeden 63 üniversite ve 16 kurumdan 104 akademisyenin katılımı ve 82 bildiri sunumu ile gerçekleşti. Sergi, gösteri ve sosyal programla desteklenen organizasyon büyük beğeni aldı. Uygur soykırımı ve Diasporadaki Bağımsızlık Mücadelesi ortaya konuldu.
Sempozyumda Ege Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Alimcan İnayet “TÜRK JEOPOLİTİĞİNDE MİTOSTRATEJİK BİR DEĞER NEVRUZ” konuşumda, Ankara Üniversitesi DTCF Öğretim Üyesi, Dünya Uygur Kurultayı Vakfı Başkanı Prof. Dr. Erkin Emet “UYGUR DİAPORASI VE LOBİ FAALİYETLERİ: KİMLİK İNŞASI, TEMSİL VE ETKİ ALANLARI” konusundaki bildirilerini sundular. İnayet konuşmasında: “Uluslararası sistemin bozulması, evrensel değerlerin anlam kaybı, jeopolitik dengelerdeki değişim, güç merkezlerinin öngörülemez hamleleri, etrafımızda yaşanan savaş, birlikte yaşadığımız coğrafyalardaki dost ve kardeş milletleri ciddi beka sorunuyla karşı karşıya getirmektedir. Bugün toplumsal birlik ve beraberliğin, komşu ülkelerle olan dayanışma ve işbirliğinin tesisi yaşamsal öneme sahiptir. Bu birlik ve beraberliğin, dayanışma ve işbirliğinin tesisinde kültürel değerlerin büyük rolü vardır. Bu bağlamda nevruz mitolojik, teolojik ve politik boyutu haiz mitostratejik bir değerdir. Bilindiği gibi, kutsalların öyküleri ile ilgili olması dolayısıyla inanç sistemlerinde çok önemli kabul edilen mitlerin; a) dinî / politik sistem ve uygulamaları meşrulaştırmak, b) farklı toplum ve kültürleri bir araya getirmek, c) hedef kültür ve toplumları dönüştürmek gibi stratejik değeri bulunmaktadır. Ataların inançlarını, natürist dünya görüşünü, dünyayı anlama ve anlamlandırma tecrübelerini yansıtan nevruz bugün Orta Asya, Kafkasya, Balkanlar ve Ortadoğu coğrafyasında coşkuyla kutlanmaktadır. Nevruzun muhtelif ülkeler, milletler ve halklar arasındaki kültürel bağları güçlendirip kardeşlik ve dostluğun pekiştirilmesi, dayanışma ve işbirliğinin tesis edilmesi ve bölge barışının ağlanmasında işlevsel olduğu bellidir. Halihazırda önemli bir kültürel miras ve değer olan nevruzun stratejik güce dönüştürülmesi önümüzdeki acil görevlerden birisidir. Bunun için nevruzun önce bölge ülkeleri ve halkları için ortak bir değer olarak kabul ettirilmesi gerekmektedir. Bunun için de nevruzun içeriğindeki ortak unsurların tespiti, nevruza yüklenen anlam katmanlarının analizi, karşılaştırmalı nevruz çalışmaları yapılmalıdır. Burada nevruzun birleştirici gücünün farkına varmak, bu hususta farkındalık yaratmak büyük önem arz etmektedir. Bu hususta devlet kurum ve kuruluşlarına, STK’lara, akademisyenlerimize büyük görev düşmektedir” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Alimcan İnayet bu konuda önerilerini dile getirerek şu önerilerini ortaya koydu. O, öyle dedi: “Sonuç olarak önemli mitostraetjik değer olan nevruzla ilgili aşağıdaki önerilerde bulunmak isterim:
- Türkiye’de nevruzun bayram olarak kabul edilmesi (Bu hususta Türkiye’de geçen sene önemli ve isabetli bir adım atılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan’a sonsuz teşekkür ederiz).
- Nevruz Araştırma Enstitüsü’nün kurulması.
- TİKA bünyesinde Nevruz Koordinasyon Başkanlığı’nın tesis edilmesi,
- Uluslararası Nevruz Sempozyumların düzenlenmesi
- Paydaş ülkelerle ortak nevruz etkinliklerinin düzenlenmesi.”

Prof. Dr. Erkin Emet “UYGUR DİAPORASI VE LOBİ FAALİYETLERİ: KİMLİK İNŞASI, TEMSİL VE ETKİ ALANLARI” konusundaki bildirisinde Diasporadaki Uygur Türklerinin lobi faaliyetleri ve onların etkileri ve Uygurların kimlik İnşası konusunu dile getirdi. Emet: “Yurtdışındaki Uygur nüfusu, 2 asırlık tarihi süreç içinde farklı ülkelerde ve kültürlerde yerleşik hâle gelmiştir. Bu, Doğu Türkistan’dan göç eden Uygur etnik azınlığı, hem Doğu Türkistan davasını uluslararasında güçlendirmek hem de Uygur kültürünü tanıtmak adına önemli bir kaynak olmuştur. Ancak, mevcut Doğu Türkistan lobisi çalışmaları, uzun yıllardır beklenen başarıyı beklenen düzeyde tam anlamıyla elde edememiş olsa da, son yıllarda önemli başarılar elde etmiştir. Türk Dünyasının kanayan yarası Doğu Türkistan sorununu uluslararası platforma taşımışlardır. Hedefe tam olarak ulaşamamalarının birçok nedeni bulunmaktadır: Çin’in engeli, maddi kaynakların kısıtlı olması, kadro eksikliği, stratejik eksiklikler, lobi faaliyetlerinin doğru bir şekilde yapılandırılamaması ve küresel aktörlerle etkili ilişkiler kurulamayışı gibi faktörler, Uygur lobi faaliyetlerinin etkisiz olmasına yol açmıştır” şeklinde dile getirdi.
Emet, konuşmasını şu cümlelerle tamamladı: “Doğu Türkistan lobi faaliyetleri, genellikle Doğu Türkistanlı aydınlar, kanaat önderleri, sanatçılar ve sivil toplum kuruluşlarının (STK’lar) önderliğinde yürütülmektedir. Ancak bu yapılanmalar, yetersiz stratejik yönlendirme, kısıtlı maddi kaynaklar ve Çin’in engellemeleri gibi sebeplerle yeterince etkili olamamaktadır. Bazı ülkelerdeki lobi faaliyetleri genellikle daha çok anlık gelişmeler doğrultusunda şekillenmiş, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir stratejiye dayanmamaktadır. Bildirimde 1930’lı yılların sonundan bugüne kadar Uygur Türklerinin yurt dışına göç ederek diaspora oluşturmaları ve faaliyetleri, Uygur kimlik inşası ve etki alanlarını genişletmiş, Doğu Türkistan davasını uluslararasılaşmasına zemin hazırlamıştır.”
3. Uluslararası Türk Dünyası Stratejik Araştırmalar Kongresi, Uluslararası kuruluşlar, diplomasi kuruluşları, yerel yönetimler ve akademinin sivil toplumla bir araya geldiği ve gençlerin de dahil olduğu organizasyon farkındalık oluşturdu. Bildiriler ise kitap olarak katılımcılara taktim edildi. Bu toplantı üç yıldır yapılmakta.

