28 Temmuz 2014 tarihinde Doğu Türkistan’ın Yarkent (Yeken) ilçesine bağlı İlişku kasabasında meydana gelen kanlı katliam, Doğu Türkistan’ın yakın tarihindeki en ağır toplu katliamlardan biridir. Bu katliam, daha sonra tüm Doğu Türkistan’ı kapsayan yaygın baskı, zorla asimilasyon ve bugün uluslararası toplum tarafından geniş ölçüde soykırım ve insanlığa karşı suç olarak tanınan politikaların açık bir dönüm noktası olmuştur. Bu katliamda şehit edilenler İstanbulda çok sayıda Dğu Türkistan/Uygur STK’nın müşterek katılımlarıyla anıldı.
Bağımsız kaynaklar ve olay tanıklarının ifadelerine göre, olayın doğrudan tetikleyicisi Çin sömürge yönetiminin Ramazan ayında uyguladığı dinî baskılar, hukuka aykırı ev baskınları ve bir Uygur ailesine yönelik silahlı şiddet olmuştur. Ancak gerçekte yaşananlar, Uygur halkına uzun yıllardır sistematik biçimde uygulanan siyasi, etnik ve dinî baskı politikalarına karşı biriken öfkenin kitlesel bir patlaması niteliğindeydi.
Bu halk hareketi, Çin’in modern silahlarla donatılmış polis, jandarma ve askerî birlikleri tarafından son derece acımasız bir katliamla bastırılmıştır.
Olayın ardından Çin yönetimi bölgeyi tam bir bilgi ablukası altına almış; bağımsız gazetecilerin, uluslararası araştırmacıların ve insan hakları kuruluşlarının bölgeye girişini engellemiştir. Çin hükümeti olaylarda 96 kişinin öldüğünü açıklamış olsa da bağımsız kaynaklar ve Uygur kuruluşları gerçek can kaybının bunun çok üzerinde, binlerle ifade edilebilecek düzeyde olduğunu belirtmektedir. Devam eden bilgi ablukası nedeniyle olayın gerçek boyutu bugüne kadar bağımsız şekilde doğrulanamamıştır.
Yarkent İlişku Katliamının ardından Çin, “devlet güvenliğinin korunması”, “terörle mücadele” ve “aşırıcılıkla mücadele” adı altında baskı politikalarını daha da yasallaştırmıştır. 2016 yılından itibaren kitlesel gözetim ve toplu tutuklama sistemi uygulanmaya başlanmış; 2018 yılında toplama kampı sistemi hukuki zemine kavuşturulmuş; 2026 yılında ise “Etnik Birlik ve İlerlemeyi Teşvik Yasası” ile zorla asimilasyon politikaları yeni bir aşamaya taşınmıştır. Bu süreç bugün de her geçen gün daha sert, daha kapsamlı ve daha acımasız biçimde devam etmektedir. Çin her ne yaparsa yapsın Uygur halkını yok edemeyecek ve mücadelemizi susturamayacaktır.



