Ankara’da 5 Nisan Doğu Türkistan Barın Ayaklanması’nı anma programı yapıldı

Doğu Türkistan’nın Barın kasabasında 5 Nisan 1990 yılında ortaya çıkan ayaklanma ve ardından Çin ordusu tarafından yapılan katliamın 32. yıl dönümü münasebetiyle Ankara’da, Uygur Akademisi Vakfı ile Dünya Uygur Kurultayı Vakfının iş birliği ile “Doğu Türkistan Özgürlük Mücadelesinde 05 Nisan Barın Ayaklanmasının Önemi ve Şehitleri Anma Programı” başlıklı toplantı gerçekleştirildi.

Uygur Akademisi Vakfı ile Dünya Uygur Kurultayı Vakfı tarafından 5 Nisan 2022 tarihinde Ankara’da “Doğu Türkistan Özgürlük Mücadelesinde 05 Nisan Barın Ayaklanmasının Önemi ve Şehitleri Anma Programı” başlıklı toplantı düzenlendi. Toplantıya Büyük Birlik Partisısi Genel Başkanı Mustafa Destici, Gelecek Partisi Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanlığından Ali Burak Topaloğlu, Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Filiz Yavuz, Dünya Kırım Tatar Kongresi Denetleme Kurulu Başkanı Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enver Aydoğan, Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Yardımcısı, çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve STK temsilcileri olarak 40’tan fazla kişi katıldı.

Toplantıda akademisyenler, siyasi parti temsilcileri ve STK temsilcileri ayrı ayrı söz alarak Barın Ayaklanması’nda yaşananları konusunda bilgilendirme yaptı. Bu ayaklanmanın Doğu Türkistan özgürlük mücadelesindeki önemine değindi ve ayaklanma sırasında ve ardından gelen katliamda hayatını kaybeden şehitleri andı.

“VATAN İÇİN ÖLÜMDEN ÖTE KÖY YOKTUR”

Toplantının açılış konuşmasını Uygur Akademisi Vakfı Başkanı Ferhat Kurban Tanrıdağlı yaptı. Barın Ayaklanması’nda Uygur halkının “Vatan için ölümden öte köy yoktur” diyerek Çin ordusuna karşı ölümüne direndiğini belirten Tanrıdağlı, “Karşımızda milyonlarca düşman var, Uygurlar buna rağmen bugüne kadar Doğu Türkistan’da direniyor. Bundan dolayı Çin orayı aşıp daha batıya ilerleyemedi” ifadelerini kullandı.

Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı Erkin Ekrem, Doğu Türkistan’ın eskiden bu yana Türklerin ana yurdu olduğuna vurgu yaptı ve “Barın Ayaklanması, bölge halkının işgale başeğmeyeceği iradesini göstermektedir” dedi.

Dünya Uygur Kurultayı Vakfı Başkanı Abdureşit Abdulhamit, Barın Ayaklanması’nın Çine, Uygurların “Çin’e boyun eğmek, diz bükmek istemediği, özgürlük için gereği ne ise yapmaya hazır” olduğu mesajını verdiğini belirtti ve “Barın Ayaklanması, 138 yıllık bir mücadelenin bir halkasıdır, mücadele ondan önce de devam edegelmişti, bundan sonra da devam edecektir” ifadesini kullandı.

ELBETTE Kİ DOĞU TÜRKİSTAN’IN HAKKI BAĞIMSIZLIKTIR

Toplantıda, Mustafa Destici de konuşma yaptı. Barın Ayaklanmasının önemine vurgu yapan Destici, “Barın Ayaklanması şunu göstermektedir ki, Doğu Türkistan’daki Türkler esareti, işgali kabul etmemektedir, buna hayatları pahasına bir direnç ortaya koymaktadır” şeklinde konuştu.

Çin’in Ankara Büyükelçisi ile Doğu Türkistan konusunda görüştüğünü belirten Destici, Büyükelçiye, “Elbette ki Doğu Türkistan’nın hakkı bağımsızlıktır. Sizin işgali terk etmeniz gerekli. Ama şu anda sizin bunu yapmayacağınız biliyoruz. O halde huzur istiyorsanız, meseleyi Türkiye ile çözmeniz gerekiyor. Bunu bugün Türkiye ile çözmezseniz yarın Amerika ile, Almanya ile, Fransa ile hatta Rusya ile konuşmak zorunda kalacaksınız…” dediğini aktardı.

DESTİCİ: TİCARETTE ÇİN’E MAHKUM DEĞİLİZ

Doğu Türkistan’da 3 milyon kişinin toplama kampında tutulduğunu, ailelere Çinli memur yerleştirildiğini hatırlatan Destici, Doğu Türkistan konusu her açıldığında Çin ile olan ticari ilişkilerin öne çıkarıldığına işaret ederek Türkiye ile Çin’in ticari ilişkilerini değerlendirdi. Destici, Türkiye’nin dış ticaret açığının neredeyse yarısının Çin ile olan ticaretten kaynaklandığını, bu ticaret ilişkisinin Türkiye’ye faydalı bir ticaret ilişkisi olmadığını, 22-23 milyar dolarlık ithalata karşılık sadece 2 milyar dolarlık ihracat yapıldığını, Türkiye’nin Çin’e 20 milyar cari açık verdiğini, Çin’den stratejik ürün ithalı olmadığını belirtti ve “Ticarette Çin’e mahkum değiliz” ifadesini kullandı.

Uygur Akademisi Vakfı ve Dünya Uygur Kurultayı Vakfının ortak basın açıklaması:

5 Nisan Barın Ayaklanması- Doğu Türkistan Bağımsızlık Mücadelesinde
Uygur Türklerinin Ölüme Meydan Okuduğu Şanlı Savaşlardan Biridir

Barın Kasabası: Doğu Türkistan’ın Kaşgar vilayeti Aktu (Aktuğ) ilçesine bağlı şirin bir kasabadır. Kaşgarlı Mahmut’un Türbesine 20 Km mesafede olan bu kutsal kasaba, ayrıca Atatürk’ün en güvendiği istihbarat subayı Uygur Türkü İsmail Hakkı Aktu Kaşgari’nin doğum yeridir.

Barın Ayaklanmasının Nedenleri: 1990’ın başlarında, Çin hükûmeti aile planlaması adı altında doğum yasağı siyasetini daha da sertleştirmiş, doğumuna günler kalan bebekleri ana karnından alıp katliam yapmaya başlamışlardır. Buna paralel olarak Doğu Türkistan’a Çinli göçüne hız vermiştir.

5 Nisan 1990 tarihinde, Barın halkının bu konuda ilgililere ilettiği talepleri Çinliler tarafından reddedilmesi üzerine halk tepki göstererek sokaklara dökülmüş ve hükûmet konağına doğru yürümüştür. Çin işgal yönetimi ise jandarma ve askerleri birliklerini yollayıp masum insanlara ateş açarak karşılık verince Barın halkı ağır silahlı işgal ordusuna karşı direnişe geçmiştir.

Ellerinde sadece sopa, çapa ve kürek olan insanlara Çin 22 bin 750 silahlı asker, tanklı birlik, helikopter ve uçakları ile saldırarak 20 bin nüfusu olan Barın kasabasını yerle bir etmiştir.

On gün devam eden bu orantısız çatışma sonrası Çin yönetiminin açıklamasına göre 170 kişi öldürülüp 350 kişi esir alınmıştır.

Çatışmada Zeydin Yusuf, İshak Hoşur, Muhammad Turdi ve Muharnmad Tursun başta olmak üzere binlerce genç, masum kadın ve çocuklar acımasızca şehit edilmiş, Büyük bir hınç öfke ve nefret psikolojisi ile hareket eden Çinli katillerin şehit ettiği beşikteki bir bebeğin vücudundan 70 tane mermi çıktığı gözlemlenmiştir. Çin bu büyük soykırım cinayeti sonrası güvenlik bahanesiyle Doğu Türkistan’ın Kaşgar, Artuş, Aksu ve Hoten illerini abluka altına almış ve 10 binden fazla Uygur genci isyanla ilişkilendirilerek tutuklanarak idanı ve öınür boyu hapis cezalarına çarptırılmıştır.

Barın Ayaklanın asının Önemi: Barın Ayaklanması Uygur Türklerinin sayıca kendilerinden bin misli kalabalık, tam teçhizatla donanıma sahip işgalci Çin Emperyalizmine karşı, sahip olduğu iman gücüyle, “Ölümden Öte Köy Yok” azmiyle yürüttüğü şanlı nıücadele tarih deki kanlı sayfalardan biridir.

Bu ayaklanmanın hemen yanı başındaki Türk Cumhuriyetlerinin Bağımsızlığını kazandığı günlere denk gelmesi de ayrıca değerlendirilmelidir.

Şehitlerimize Allah’tan Rahmet Diliyoruz. Ruhları Şat, Mekanları Cennet Olsun!

Kaynak: QHA

dukva

Erkin kullaniyor .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.